Geçmiş yaşam terapisi Ankara, kişinin geçmiş yaşamındaki anılarına odaklanarak günümüzdeki zihinsel ve duygusal sorunlarını çözmeyi hedefleyen bir terapi modelidir. Bu terapide, kişinin bilinçaltında var olan epigenetik olarak da kişinin şuan ki yaşamına negatif olarak sirayet eden olayları ve duyguları hatırlaması sağlanır.
Geçmiş yaşam terapisinin temelinde, kişinin kendi atasal kayıtlarında var olan deneyimlerinin günümüzdeki davranışlarına ve duygularına yansıdığı inancı yatar. Bu terapiye göre, kişinin günümüzdeki korkuları, takıntıları, ilişkilerdeki sorunları ve diğer psikolojik sorunları, geçmiş atasal aktarımlarla devir alıp yaşadığı travmatik deneyimlerden kaynaklanıyor olabilir.
Geçmiş yaşam terapisi, çeşitli teknikler kullanılarak uygulanabilir. En yaygın kullanılan teknikler şunlardır:
- Hipnoz: Hipnoz, kişinin bilinçaltına ulaşmasına ve geçmiş yaşamındaki anılarını hatırlamasına yardımcı olmak için kullanılan bir tekniktir.
- Meditasyon: Meditasyon, kişinin rahatlamasına ve bilinçaltına ulaşmasına yardımcı olmak için kullanılan bir tekniktir.
- Gestalt terapisi: Gestalt terapisi, kişinin geçmişteki deneyimlerini yeniden yaşamasına ve o dönemde yaşadığı duyguları ifade etmesine yardımcı olmak için kullanılan bir terapi türüdür.
Ankara geçmiş yaşam terapisinin, aşağıdaki gibi durumlarda faydalı olabileceği düşünülmektedir:
- Korkular: Geçmiş yaşam terapisi, kişinin epigeneik (atasal) aktarımlarla yaşadığı travmatik deneyimlerden kaynaklanan korkuları çözmeye yardımcı olabilir.
- Takıntılar: Geçmiş yaşam terapisi, kişinin epigeneik (atasal) aktarımlarla yaşadığı deneyimlerden kaynaklanan takıntıları çözmeye yardımcı olabilir.
- İlişki sorunları: Geçmiş yaşam terapisi, kişinin epigeneik (atasal) aktarımlarla yaşadığı deneyimlerden kaynaklanan ilişki sorunlarını çözmeye yardımcı olabilir.
- Psikolojik sorunlar: Geçmiş yaşam terapisi, bazı psikolojik sorunların, örneğin depresyon, anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğunun (TSSB) tedavisinde yardımcı olabilir.
Ancak, geçmiş yaşam terapisinin bilimsel olarak kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olmadığı unutulmamalıdır. Bu terapinin etkinliği, kişinin inancına ve terapistin deneyimine bağlı olarak değişebilir. Geçmiş yaşam terapisi düşünüyorsanız, öncelikle bir uzmana danışmanız ve terapinin sizin için uygun olup olmadığını değerlendirmeniz önemlidir.
Regresyon Geçmiş Yaşam Terapisi
REGRESYON
Geçmiş yaşam terapisidir.
En etkili ve en hızlı sonuçların alındığı mükemmel bir çalışma metodudur.
Bilincimiz yaşadığımız birçok olayı unutabilir, regresyon bu olayları ayrıntılarıyla bilincimize taşır.
Tüm kayıtlar hücre bazında DNA’mızda, bilinçaltımızda ve bedenimizde (kinestetik) kayıtlıdır. Regresyon çalışması bu kayıtları tam olarak duygularla hissettirip bilincimize taşır.
Yüksek benlik farkındalığı ile çok daha önceki kayıtları tüm gerçekliği ile bilincimize taşır.
Bazen siyah beyaz bazen de gerçek renkleriyle. Geçmiş yaşamlarda yaşanılan travmaların izleri, bu yaşantımızı etkiler.
Danışmanlık sırasında geçmiş hayatlarda yaşanılan travmaları zihnimizde yaşanıyor algısı ile bilincimize yönlendirdiğimizde ve bu olaylarla yüzleştiğimizde, geçmiş de yaşanılan travmaların bu yaşamda ki etkisinden kurtulur ve daha pozitif bir yaşam sağlarız.
Daha çok Spirütüel bir çalışmadır. Bu çalışmada geçmiş yaşamlara, atalarımıza (30 nesil öncesi yada ilk insanlık tarihine )gidildiği gibi anne rahmi dönemi ve bu yaşamda ki anılara da gidilebilir.
Örneğin Anne karnında ki bebeğin doğum travması varsa eğer bu çalışma ile kolaylıkla çözülebilir. Bebek anne karnında iken anne ve babasının duygu ve düşüncelerini hisseder ve yıllar sonra bunu regresyon çalışmasında görerek ya da hissederek anlatır.
Cinsiyeti konusunda ya da istenen bir bebek olup olmadığının farkındadır. Onların istekleri dışında bir cinsiyete sahip ise, doğmak istemez ya da suçluluk duygusuyla dünyaya gelir.
Ve yıllarca bu duygu ile yaşar, ta ki regresyon çalışmalarında bu duygudan kurtuluncaya kadar. Geçmiş yaşam regresyon çalışması yaptıran kişiler trans halindeyken birçok yaşanılan olaylara gider bazen mantığın almadığı durumlar da olabilir, sonuç olarak bu gördüklerinin anlamlandıramasa dahi bu şimdi ki bedende yaşadığı hayata büyük ölçüde katkısı olur.
Danışan her şeyin farkındadır, sadece görmez aynı zamanda hisseder, ölüm anını deneyimler, ölüm anında hiç acının olmadığını yaşayıp anlar ve bu nedenle danışanlar artık ölümden eskisi gibi korkmadıklarını söylerler.
Çünkü bedenin yok olduğunu fakat ruhun ölümsüz olduğunu tam olarak yaşayıp, fark etmişlerdir.
