Merhaba, ben Sinem Genez Turan.
Davranış Bilimleri Uzmanı ve Aile Danışmanıyım.
Lisans eğitimimi hemşirelik alanında tamamladım. Klinik psikoloji alanındaki yüksek lisans deneyimimin ardından, Davranış Bilimleri yüksek lisans eğitimimle insanı ve insan davranışını farklı disiplinlerin kesişiminde anlamaya yöneldim.
Yurt içinde ve yurt dışında aldığım eğitimleri; psikoloji, davranış bilimleri, aile sistemleri ve epigenetik alanındaki çalışmalarla bir araya getirerek yıllar içinde kendi çalışma perspektifimi oluşturdum.
Bugün yaptığım bütün çalışmaların merkezinde tek bir soru var:
“Bu davranışın altında ne var?”
Çünkü bir çocuğun öfkesi yalnızca öfke, dikkat sorunu yalnızca dikkatsizlik, kaygısı yalnızca kaygı olmayabilir. Bir çiftin yıllardır aynı konuda kavga etmesi de yalnızca bir iletişim problemi olmayabilir.
Bazen gördüğümüz davranış, çok daha uzun bir hikâyenin dışarıdan görünen kısmıdır.
Bu nedenle çalışmalarımda önce davranışı değiştirmeye değil, davranışı anlamaya odaklanıyorum.
İnsanı yalnızca bugün gösterdiği belirti ya da davranış üzerinden değil; biyolojik yapısı, psikolojik süreçleri, öğrenilmiş davranış örüntüleri, erken yaşam deneyimleri, aile ilişkileri ve içinde bulunduğu çevreyle birlikte ele alıyorum.
Epigenetik araştırmalar da yaşam deneyimleri ile biyolojik süreçler arasındaki ilişkinin düşündüğümüzden daha dinamik ve çok katmanlı olabileceğini gösteriyor. Elbette bu, her belirtinin ya da hastalığın psikolojik bir nedene indirgenebileceği anlamına gelmez. Ancak insanı yalnızca görünen semptomdan ibaret değerlendirmenin de çoğu zaman hikâyenin önemli bir bölümünü dışarıda bırakabileceğini hatırlatır.
Çünkü davranışın değişmesine ve iyileşmeye giden ilk adımlardan biri, onu anlamaktır.
“Bunu nasıl sustururuz?”
“Nasıl ortadan kaldırırız?”
“Nasıl değiştirebiliriz?”
sorularından önce benim için başka bir soru gelir:
“Bu davranış neden ortaya çıktı ve bize ne anlatıyor?”
Yıllar içinde edindiğim teorik bilgiyi ve saha deneyimimi bugün bireysel çalışmalarımda, aile ve çift görüşmelerinde, çocukluk ve ebeveynlik çalışmalarında ve atölyelerimde insanla buluşturuyorum.
Amacım kişiye yalnızca ne yapması gerektiğini söylemek değil; kendi davranışının, ilişkisinin ya da çocuğunun davranışının ardındaki örüntüyü görebileceği yeni bir bakış açısı kazandırmak.
Bugün Google’da biriken 132 danışan yorumu, yüzlerce geri bildirim ve yıllar boyunca tanıklık ettiğim danışan hikâyeleri benim için yalnızca rakamlardan ibaret değil.
Her biri bana aynı şeyi yeniden hatırlatıyor:
Bir davranışı yargılamadan önce anlamaya başladığımızda, yalnızca davranışla değil, o davranışı ortaya çıkaran hikâyeyle de ilişki kurmaya başlarız.
Benim yaptığım işin özü de tam olarak burada:
Davranışın altında ne olduğunu merak etmek, hikâyeyi anlamak ve insanın kendi hikâyesine başka bir yerden bakabilmesine eşlik etmek.
Yargılamadan,
birlikte
Danışmanlık sürecini, güven, gizlilik ve yargısız bir kabul üzerine kuruyorum. Her insanın hikâyesinin biricik olduğuna inanıyor; hazır kalıplar yerine size ve ailenize özel, adım adım ilerleyen bir yol haritası oluşturuyorum. Amacım, bir süre sonra bana ihtiyaç duymadan kendi kaynaklarınızla yürüyebilmeniz.
Sizi
merkeze alarak
Görüşmelerimizde sizi anlamaya, duygularınızı isimlendirmeye ve davranışların arkasındaki ihtiyacı görmeye öncelik veriyorum. Çift ve aile çalışmalarında taraf tutmadan; bireysel çalışmalarda ise sizin temponuza saygı göstererek ilerliyorum. Süreç boyunca neyi neden yaptığımızı sizinle açıkça paylaşıyorum.
Önem Verdiklerim
Gizlilik
Paylaştığınız her şey aramızda kalır. Danışan mahremiyeti, danışmanlık ilişkisinin vazgeçilmez temelidir.
Yargısız Kabul
Sizi olduğunuz gibi, koşulsuz bir saygıyla karşılıyorum. Burada yanlış ya da utanılacak duygu yoktur.
Bütüncül Bakış
Davranışı tek başına değil; geçmiş, ilişkiler, beden ve duygularla birlikte bir bütün olarak ele alıyorum.
Kişiye Özel Süreç
Hazır reçeteler yerine, sizin ihtiyacınıza ve temponuza göre şekillenen özel bir çalışma planı oluşturuyorum.
Şeffaflık
Hangi yöntemi neden kullandığımızı açıkça paylaşıyor, süreci birlikte değerlendiriyoruz.
