İnsan Genom Projesi

Merhaba

Benim bir hayat amacım var…
İnsanı anlamak, araştırmak, merak etmek, görünenin arkasındaki perdeden asıl gerçekliğe göz atmak. Allah ömür verir de üretken yaşlarımı geçtiğimde ve 80-90 yaşıma gelip ve geriye doğru bir göz attığımda neyi yapmamış olmak beni üzer? Sorusuna o zamanda değil şimdi veriyorum.
Öğrendiğimi, bana iyi gelen bilgileri sizlerle paylaşmamak, diyebilirim…

O yüzden;
Ben insanı anlamaya her yönüyle gayret ederken “BİLİM” dünyasından referanslar almayı kıymetli buluyorum.
İnsanda yer alan “donanım” ve buna eklenen “yazılım” programının zihinsel bir modele dönüştüren zihinlerimiz ve bu modeli oynayan bedenlerimiz var.
Oldukça enteresan buluyorum ve merakla da yolculuğuma devam ediyorum esasında…
Standart “kişisel gelişim”  bilgilerinden olan olumlamaların, yasaların ötesinde bir şeyler arıyorum.
Kalbim ve aklım bu bilgilere oldukça ikna ancak aklen bilgilerimi daha çok somutlaştırmak ve daha çok kısa yol bilgiler edinerek sizlere aktarmaya çalışıyorum.

Bilim dünyası bu alana  “EPİGENETİK” ya da “GENOM” bilim çağı diyor.
Genomunuz DNA(nızın) tüm dizisidir.
Genlerimiz bizi, yaşantımızı direk etkiliyor. Genler bize korkunç hastalıklar dahi verebiliyor. Hatta kişiliğimizi şekillendiriyor.
Genlerin dolayısı ile KADER PLANIMIZ üzerinde de derin bir etkiye ve güce sahip.
“TÜM BUNLARA RAĞMEN BEN GENLERİMDEN FARKLIYIM.” Diyebiliriz.
Yeni bir kavram ☺
“KONNEKTOM”

Nedir bu Konnektom…
Ve hatta şuan birçok kitaplar yazılıyor ve filmler çekiliyor. Ve okuduklarımız ve izlediklerimiz bize bilim kurgu gibi gelse de bunlar gerçeğin ta GERÇEĞİ olan bilgiler.

Erişkin beyninde yeni hücrelerin ve yeni sinapsların oluşması  anlamına gelen “Nörogenezis” ve beyin hücrelerinin çoğalmadıkları halde yeni uyarana uyum sağlama veya  değişim gösterebilmesi anlamına gelen “Nöroplastisite” terimlerini  daha sık duymaktayız. 

 Ve belki kişisel kimliğimiz, kişiliğimiz ve düşünce dünyamız nöronlarımız arasındaki bağlantılarla kodlandığını anlatıyor bilim insanları…
Bir minik KURTCUKTA yaklaşık 300 nöron bulunuyor ve bilim insanları bu nöronlar  arasındaki 7000 bağlantının haritasını çıkarttı. Ve görüntüsü…


Bu görüntüyü bulmak için bile bilim insanları 12 yıldan uzun süredir çalışmakta….

Bu nöronların bir arada bulunması beyni oluşturmaz, bunların birbiriyle etkileşimi, nöronların diğer nöronlarla iletişimi beyin ve bu bağlantısal bütünsellik konnektomu oluşturuyor.

Bu nöronların birbiriyle kuracağı etkileşim kombinasyonlarının toplamı, konnektomdur.
İnsan beyninde yaklaşık 100 milyar nöron bulunuyor. Ve bundan 10.000 kat daha çok bağlantı var. Bunun görüntüsü ekranlara sığamaz bir solucan gibi….
Sizin konenektomunuzdaki bağlantı sayısı genomunuzdaki harflerden 1 milyon kat daha fazladır. Bu da epey bir bilgi demektir.
Peki, bu bilgilerin anlamı ne?
Yaşama akan tarafı ne?
İnsanı insan yapan bütün bilgilerin depolandığı alandır burası.
19.yy dan buyan nörobilimciler bunlar üzerinde çalışmaktadır. Bu depo belki hafızalarımız, 5 kuşak öteden gelen aktarımlarımız bu bağlantılarda depolanmaktadır.
Ve kişisel kimliğimizin diğer noktaları da, kişiliğiniz ve düşünce dünyanız da bu bağlantılarla kodlanmaktadır.
Yani hücrelerin varlığı değil, bağlantısal bütünselliğidir KONNEKTOM.
Ve beni ben yapan şeyin gen değil, beyin bağlantısal bütünselliği olduğunu anlamaya yakınlaştık.
İnsanın dijital ortama aktarılmasıyla ilgili çalışmalarda da KONNEKTOMUN AKTARILMASI üzerine çalışmalar yürüyor. Ancak bir nörona ait bağlantı sayısı bile o kadar çok ki, bir cm küp alandaki bağlantı sayısı bile kayıt etmede limitlerin konuşulmasına neden olacak kadar kompleks.

Bir nöron görüntüsünü herkes görmüştür bir ağaca benzer.


Çocukluğunuz süresince büyürken, yetişkinliğiniz süresince yaşlanırken, kişisel kimliğiniz de değişir.
Yani konnektomunuzda…

Nöronlar ağaç dalları gibidir. Her an yeni dallar çıkabilir. Ya da çıkan dallar yok olabilir. Nöronlar arasında sinaps bağlantılar oluşabilir. Oluşan bağlar yok olabilir. Sinapslar büyüyebilir ya da küçülebilir.

PEKİ BU DEĞİŞİMLERE NE SEBEP OLUR? NE YOL AÇAR?
Belli bir dereceye kadar genlerimiz tarafından programlanır. Fakat bu hikâyenin tamamını oluşturmaz.
Çünkü bu nöronların dalları boyunca iletilen ve bir daldan diğerine atlayan elektriksel ve kimyasal sinyaller vardır.
Bu sinyallere sinirsel (nöral) etkinlik denir. Ve bu sinirsel etkinliğin düşüncelerimizi, duygularımızı ve algılarımızı zihinsel deneyimimizi kodladığına dair pek çok delil var.
Sinirsel etkinliğin bağlantıları değiştirebildiğine işaret ediyor.
Deneyimlerinizin, bağlantılarınızı değiştirdiği ortaya çıkıyor.

O yüzden her konnektom birbirinden bağımsız. Yani genetik olarak tıpa tıp aynı olan ikizlerin konnektomu da ayrı…


Yani KONNEKTOM doğuştan gelen ile sonradan edinilen şeyin kesişmesidir. Ve hatta sadece düşünmek bile bu konnektomu değiştirebilir.

Ferahlatıcı harika manzarası olan bir dere yatağı düşünün…
Akarsu yatağı denen ve toprakta bulunan bu yarık olmasaydı su hangi yöne akacağını bilmezdi… Ve akarsu ile sinirsel etkinlik arasında bir bağlantı metaforu olsun.
Sinirsel etkinlik sürekli değişir. Akıp giden su gibidir, asla olduğu gibi kalmaz.
Beynin sinir ağının bağlantıları ise sinirsel etkinliğinin hangi yöne doğru akacağını belirler. Yani konnektome bir tür akarsu yatağıdır. İnsan bedenindeki damarlar gibi… Akış damarlar tıkanabilir, yeni yollar oluşturabilir.
Sinirsel etkinlik NÖROBİLİMCİLERE göre düşüncelerin, duyguların ve algıların temelidir.
Bilinç akışında, SU sinirsel etkinlik, KONNEKTOME da akarsu yatağıdır.
Bu bağlantıyı nasıl buluyoruz…
Bir müzisyen… Beethoven sanatı çalan, piyanistin hareketleri gibi uzun hareket dizilerinin hafızasını düşünün.                                        

Bu bir hareket bağlantısı zincir boyunca bu etkinliği diğer nöronlara iletir. Bu fiziksel olan hareket eyleminin temeli gibi düşünebilirsiniz.
Şimdi bu mantık ile konnektomlar içindeki bu zinciri aramak.
Bu kolay olmayacak çünkü onlar devasa büyüklükteki elektirik odasındaki kablolara bezer.
Bu hayal ettiğiniz görüntünün karmaşıklığı hata yapma olasılığın ne kadar muhtemel olduğu anlatıyor.
Nöronların dalları beynin kabloları gibidir.
Beyninizdeki bu kabloları uzunluğunu tahmin edebilir misiniz? Tahminen milyonlarca kilometre ve hepsi kafamızın içinde…

İnsan beyninde Beyinde her nöron, diğer 10Bin ila, 15Bin nöronla iletişim bilgi alışverişi halindedir. Bütün nöronların bu şekilde olduğunu düşünürsek, ortaya akıl almaz karmaşıklıkta bir ağ çıkıyor.
İşte bu eşi benzeri olmayan komplekslik, bireyin deneyimiyle öznel bir biçimde oluşmakta. Genel olarak zihni oluşturan bu bağlantılar bütünüdür konnektom. 

Biliyoruz ki, daha önce GENOM projesi vardı ve proje sonuçlandığında insana ait bütün sırların anlaşılacağı öngörülüyordu.
Ancak gördük ki, gen yapısı, kişi için neredeyse hiçbir şey ifade etmiyor.
Gen ekspresyonu, epigenetik, genetik yapının kendisinden bile önemliymiş meğerse. Şimdi de KONNEKTOM PROJESİ gündemde.
Ve görece, genom projesine göre daha fazla bilinmeyeni açığa çıkaracak gibi görünüyor. Ancak artık her şeyi anlayacağız, insana ait bütün sırlar açıklanacak vs gibi beklentiler yok. 


 

0 530 526 72 64