Ergenlerde Dikkat Dağınıklığı Nasıl Giderilir?

  • Anasayfa
  • Ergenlerde Dikkat Dağınıklığı Nasıl Giderilir?

ERGENLERDE DİKKAT DAĞINIKLIĞI NASIL GİDERİLİR?


Gerek sağlıkçı şapkam ile gerekse aile danışmanı şapkam ile gerekse de diğer uzmanlık alanlarım olan PCC Koç, Regresyonist, Recall Healıng Uygulayıcı, Kuantum Düşüncenin İnsan Hayatına Entegrasyonu…..
İnsanı anlamaya her yönüyle gayret ederken “BİLİM” dünyasından referanslar almayı kıymetli buluyorum.
İnsanda yer alan “donanım” ve buna eklenen “yazılım” programının zihinsel bir modele dönüştüren zihinlerimiz ve bu modeli oynayan bedenlerimiz var.
Oldukça enteresan buluyorum ve merakla da yolculuğuma devam ediyorum esasında…
Standart “kişisel gelişim”  bilgilerinden olan olumlamaların, yasaların, pozitif psikolojinin ötesinde bir şeyler arıyorum.
Kalbim ve aklım bu bilgilere doydukça, anladıkça ve özellikle görünmeyen alanlar olduğundan aklen idrakını kolaylaştıracak bilgiler edindikçe anlam kazanıyor yaşamlar ve kolaylaşıyor yollar. daha çok kısa yol bilgiler edinerek sizlere aktarmaya çalışıyorum.

Bilim dünyası bu alana  “EPİGENETİK” ya da “GENOM” bilim çağı diyor.
Genomunuz DNA(nızın) tüm dizisidir.
Genlerimiz bizi, yaşantımızı direk etkiliyor. Genler bize korkunç hastalıklar dahi verebiliyor. Hatta kişiliğimizi şekillendiriyor.
Genlerin dolayısı ile KADER PLANIMIZ üzerinde de derin bir etkiye ve güce sahip.
“TÜM BUNLARA RAĞMEN BEN GENLERİMDEN FARKLIYIM.” Diyebiliriz.
Yeni bir kavram  “KONNEKTOM” Nedir bu Konnektom.
Ve hatta şuan birçok kitaplar yazılıyor ve filmler çekiliyor. Ve okuduklarımız ve izlediklerimiz bize bilim kurgu gibi gelse de bunlar gerçeğin ta GERÇEĞİ olan bilgiler.

Beynide yeni hücrelerin ve yeni sinapsların oluşması  anlamına gelen “Nörogenezis” ve beyin hücrelerinin çoğalmadıkları halde yeni uyarana uyum sağlama veya  değişim gösterebilmesi anlamına gelen “Nöroplastisite” terimlerini  daha sık duymaktayız. 
Ve belki kişisel kimliğimiz, kişiliğimiz ve düşünce dünyamız nöronlarımız arasındaki bağlantılarla kodlandığını anlatıyor bilim insanları…
İnsan beyninde yaklaşık 100 milyar nöron bulunuyor. Ve bundan 10.000 kat daha çok bağlantı var. Bunun görüntüsü ekranlara sığamaz bir solucan gibi….
Sizin konenektomunuzdaki bağlantı sayısı genomunuzdaki harflerden 1 milyon kat daha fazladır. Bu da epey bir bilgi demektir. Peki, bu bilgilerin anlamı ne? Yaşama akan tarafı ne?
İnsanı insan yapan bütün bilgilerin depolandığı alandır burası.
19.yy dan buyan nörobilimciler bunlar üzerinde çalışmaktadır. Bu depo belki hafızalarımız, 5 kuşak öteden gelen aktarımlarımız bu bağlantılarda depolanmaktadır.
Ve kişisel kimliğimizin diğer noktaları da, kişiliğiniz ve düşünce dünyanız da bu bağlantılarla kodlanmaktadır. Yani hücrelerin varlığı değil, bağlantısal bütünselliğidir KONNEKTOM.
Ve beni ben yapan şeyin gen değil, beyin bağlantısal bütünselliği olduğunu anlamaya yakınlaştık.
İnsanın dijital ortama aktarılmasıyla ilgili çalışmalarda da KONNEKTOMUN AKTARILMASI üzerine çalışmalar yürüyor. Ancak bir nörona ait bağlantı sayısı bile o kadar çok ki, bir cm küp alandaki bağlantı sayısı bile kayıt etmede limitlerin konuşulmasına neden olacak kadar kompleks.

Şimdi bu bilgiler ışığında “Ergenlikte Olan Dikkat Dağınıklığını Nasıl Gideririm Konusuna”
yine bu beden haricinde zihinsel programlarla bağlantısızlığına bakalım derim.

Dikkat Dağınıklığına Biyolojik Yaklaşım…

  • Doğum sırasında normal doğum istemeyen ya da normal doğumu Epidural Anestezi ile acıdan kaçmak için isteyen annenin çatışma programı olabilir.
    Doğum; doğada tamamen organik ve içgüdüsel gerçekleşen bir eylem.
    Ancak bizler için, “acınası, çileli, acı çekilen, bağırılan, perişan olunan, ağrıdan ağlanılan… vb” bir eylem.
    Filmlerde, haberlerde, hikâyelerde hep böyle okuduk ve duyduk.
    Soru Şu: Bu tepki, bu duygu, bu söylem, bu davranış “ORGANİK Mİ?”
    Hayır değil. O zaman doğa, evren, fizik, bilim der ki doğasına uygun yaşanmamış bu olay fark edilmeli ve helalleşmeli. Bu farkındalık için bir takım sebepler dairesinde olaylar ve kişiler girer hayatımıza. En ders vereni de çocuklarımız olur.
    Benim “Anne Olarak” dikkatimin kavuşma anımızda olmadığı gibi, varoluşta- yaradılışta- yaratılan potansiyelimde olmadığı gibi, dikkatimin acıda ve fiziksel dünyada olduğu gibi “ÇOCUĞUM DİKKATİ de” kendi potansiyel yaratımında değil, dış fiziksel dünyada olabiliyor.

 

    • Proje- Amaç Dönemi dediğimiz (çocuğunuza hamile kalmadan yaklaşık 9 ay öncesi-gebelik dönemi ve doğum sonrası 1 yıllık dönem) dönemde;
      Otorite karşısında otoriteyi dinliyormuş gibi yapıp dinlemeyen annenin veya babanın çocuğa aktardığı çatışma programı olabilir.
      Yine aynı mantık ile,
      Soru Şu: ORGANİK Mİ? Hayır değil.
      Otoritenin seni anlamadığı, ailenin de otoriteyi anlamadığı, karşılıklı olarak birbirini eleştiren, yargılayan, suçlayan, suçlanan bir anı da diyaloglarda dikkatler “kendimizi haklı çıkarmakta”. Bu sorun en organik hali ile nasıl çözümlenebilir de değil maalesef. Tam da bu sebeplerden ve bu yaşanılanlarda hissettiğimiz duygusal ve düşünsel dahi olan çatışmalarımız, “FİZİKSEL ÇATIŞMA” olarak epigenetik aktarım ile çocuklarımıza aktarılıyor.

  • Yine “ergenlerde dikkat dağınıklığı” hamilelik döneminde düşük tehlikesi yaşayan annenin çocuğa aktardığı bir program olabilir. Çocuk kendi yaşam dönemi boyunca bir takım matematiksel döngüler ile bu durumu da tecrübe etmiş olabilir.

 

Çözüm önce bu yol ile,  kaynağı bulmak, kaynağın adını koymak ve bunu ifade etmek.
Böylece, artık bilincin dışında olan bir durumu bilince taşıdığımızdan, zihinsel programın bağlantılarını bulduğumuzdan kendiliğinden düzelen sürece dönüşür.

 



0 530 526 72 64